Adalar Açıklarında Deprem Fırtınası: Gece Boyu Süren Sarsıntılar Büyük İstanbul Depremini Tetikler mi?

İstanbul Adalar açıklarında gece boyunca peş peşe kaydedilen 50’ye yakın mikro sarsıntı, megakentte büyük panik yarattı. AFAD'ın verilerine göre en büyüğü 3.2 olan bu hareketlilik sonrası, Türkiye'nin en önde gelen deprem bilimcileri "Büyük Marmara Depremi kapıda mı?" sorusuna yanıt aradı.

Adalar Açıklarında Deprem Fırtınası: Gece Boyu Süren Sarsıntılar Büyük İstanbul Depremini Tetikler mi?
20 Ağustos 2026 - 12:39

Marmara Denizi, gece boyunca yaşanan sismik hareketlilikle sarsıldı. Adalar yakınlarında meydana gelen ve sayıları kısa sürede 50’ye yaklaşan mikro depremler, İstanbullulara uykusuz bir gece yaşatırken olası büyük deprem senaryolarını yeniden Türkiye'nin birinci gündem maddesi haline getirdi. Yaşanan bu sismik fırtınanın ardından yer bilim dünyasından peş peşe kritik uyarılar ve sakinleştirici açıklamalar geldi.

'ADALAR FAYI ÖLÜ BİR FAY, BÜYÜK DEPREM ÜRETMEZ'

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, kamuoyundaki "büyük deprem geliyor" algısının bilimsel dayanağı olmadığını savundu. Sarsıntıların ana fay hattında değil, onu dikey kesen ikincil kılcal kollarda oluştuğunu belirten Üşümezsoy, "Adalar fayı yaşlı ve ölü bir faydır, buradan büyük bir kırılma çıkmaz. Bu sarsıntılar 1999 ve sonrasındaki depremlerin bölgeye yüklediği stresin olağan bir sonucudur. Bu zayıf kollar yıkıcı güç biriktiremez" diyerek paniğe gerek olmadığını ifade etti.

'EN ERKEN 2045, EN OLASI TARİH 2075'

Deprem bilimci Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan da küçük sarsıntı sayılarına bakarak kestirim yapılamayacağını, yer kabuğunun 12 farklı fiziksel özelliğinin izlendiğini hatırlattı. Kuzey Marmara’da iki ana deprem beklediğini belirten Ercan, ezber bozan bir takvim verdi:

"Büyük deprem için en erken tarih 2045, en olası dönem ise 2075'tir. Hatta bu süreç 2150 yılına kadar bile gecikebilir. Halkın gereksiz yere korkutulmaması gerekir."

'ÖNCÜ OLUP OLMADIĞI ANCAK DEPREMDEN SONRA ANLAŞILIR'

Prof. Dr. Okan Tüysüz ise sismolojinin en temel kurallarından birine dikkat çekerek ezberleri bozdu. Her büyük depremin artçısı olacağını ancak her büyük depremden önce öncü sarsıntı meydana gelmediğini vurgulayan Tüysüz, "Bir depremin 'öncü' olduğunu söyleyebilmek için arkasından büyük bir depremin gelmesi gerekir. Şu anki mikro sarsıntılar sadece bu fayın aktif olduğunu gösterir, ötesini söylemek imkansızdır. Bekleyip göreceğiz" dedi.

'GEÇİŞTİRİLEMEZ, DERİN YAPI İNCELENMELİ'

Yaşanan kümelenmeye daha temkinli yaklaşan Prof. Dr. Osman Bektaş, sarsıntıların 10 kilometre derinlikte, geçmişte (1963) 6.3 büyüklüğünde deprem üretmiş olan Adalar-Çınarcık fay sisteminde yoğunlaştığını vurguladı. Bektaş, bu hareketliliğin basit bir "gaz patlaması" denilerek geçiştirilemeyeceğini, fay hattının derin anatomisinin acilen masaya yatırılması gerektiğini savundu.

'FAYI BIRAKIN, ÜLKEYİ DEPREME DİRENÇLİ YAPIN'

Geçtiğimiz günlerde uyarılarda bulunan Prof. Dr. Naci Görür ise tartışmaların odağının değiştirilmesi gerektiğinin altını çizdi. "Er veya geç bu ülkede büyük bir deprem olacak ve binlerce insan ölecek" diyen Görür, "Kendimizi aldatmayı bırakalım. Fayı tartışmayı bırakıp ülkeyi depreme dirençli hale getirmeliyiz. Bunun için siyaset üstü bir bakanlık kurulmalı ve en az 20 yıl ciddiyetle çalıştırılmalıdır. Türkiye’nin gücü buna yeter" çağrısında bulundu.

YORUMLAR

  • 0 Yorum