CHP'de kurultay maratonu başladı

CHP'nin "Şimdi İktidar Zamanı" sloganıyla toplanan 39'uncu Olağan Kurultayı, Genel Başkan Özgür Özel'in konuşmasıyla başladı.

CHP'de kurultay maratonu başladı
28 Kasım 2025 - 13:12

CHP’nin 39’uncu Olağan Kurultayı “Şimdi İktidar Zamanı” sloganıyla Ankara Arena’da toplandı. Bin 385 kayıtlı delegenin bulunduğu Kurultay salonuna CHP Genel Başkanı Özgür Özel saat 10.10 sıralarında geldi.

Anka’nın aktardığına göre, Kurultay salonunda kurultayın sloganı olan “Şimdi İktidar Zamanı” yazılı dövizler ile birlikte, 19 Mart sürecinin ardından tutuklanan belediye başkanlarının fotoğrafları asıldı. Geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren önceki CHP Genel Başkanı Altan Öymen ile Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in de fotoğraflarının asılı olduğu salonda, “İmamoğlu’na özgürlük” afişleri de yer aldı.

KILIÇDAROĞLU KATILMADI

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in iki yanına eski genel başkan Murat Karayalçın ile tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu oturdu. CHP’nin 7’nci Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile önceki genel başkanlardan Hikmet Çetin Kurultaya katılmadı.

DİVAN BAŞKANI BELLİ OLDU

Eskişehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce oy birliğiyle divan başkanı olarak seçildi.

Kurultayın açılması için gerekli imza sayısına ulaşılmasının ardından söz alan Özel, “Bugün sabah saat 10’a çağrılı 39. Olağan Kurultayımız saat 10 itibarıyla delegelerimizin tamamına yakınının hazirun listesine imzalarını atmasıyla toplantı yeter sayısını tamamlamıştır. 39. Olağan Kurultayımızı açıyorum, hayırlı uğurlu olsun, hepiniz hoş geldiniz” ifadesini kullandı. Daha sonra İstiklal Marşı okundu ve saygı duruşunda bulundu.

Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Bugün kurultayımızın ilk günü. Cumartesi, pazar günleri iki günlük seçimli, siyasi tonu yüksek kurultaylarımızın yanı sıra uzun süre sonra ilk kez parti programımızı üzerinde uzun emekler verdiğimiz parti programımızı tartışacağımız, görüşeceğimiz, son şeklini verip hayata geçireceğimiz, oylamasını yapacağımız ardından tüzüğümüzde son bir yıl içinde ortaya çıkan birtakım değişiklik ihtiyaçlarını gidereceğimiz, ardından da yarınki kurultay takvimimizi işletmek üzere bugünkü çalışmalarımızı tamamlayacağımız kurultayımızın ilk günündeyiz.

Bugün bu salonda, yarın 81 ilden Türkiye’nin dört bir yanından buraya koşup gelecek Cumhuriyet Halk Partililerin takip edecekleri bu salonda bugün delegelerimizle ve konuklarımızla, davetlilerimizle birlikte program çalışmamızı yapacağız. Bildiğiniz gibi 2 yıl önce bu salonda değişim kurultayımızda birtakım sözler, vaatler ve önümüze bir çalışma takvimi koymuştuk.

O takvimin içinde hiç şüphe yok ki en önemli iki hedefimiz Tüzüğümüzü değiştirmek ve programımızı yenilemekti. Geçen sene 4-9 Eylül tarihleri arasında 4 Eylül Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partimizin de ilk kurultayı, ilk kongresi o günkü söylemle ilk kurultayı olarak kabul ettiği Sivas Kongresi’nin toplandığı gün. 9 Eylül’de hem düşmanın işgalinden Anadolu’yu kurtardığımız, düşmanı denize döktüğümüz hem de partimizin kuruluş yıl dönümüne gelen haftayı kuruluş haftası olarak tanımlamıştık.

Geçen sene bu kuruluş haftası boyunca çeşitli etkinlikler yapmış, Tüzüğümüzü 81 il başkanımızın ve örgütümüzün sahiplendiği bir süreçle örgütün talepleri, çağın talepleri, Türkiye’nin önüne koymak istediğimiz örnek parti içi demokrasi hedeflerimiz, bizlerin ve partimizde parti içi demokrasiye dair söz söyleyen herkesin taleplerinin ortaklaştığı ve 10 ay öncesindeki kurultayımızda söz verdiğimiz gibi ortak akılla çalışıp bir mutabakatla sonlandırmak istediğimiz tüzüğümüzü bu salonda toplanan delegelerimizin neredeyse oy birliğiyle en tartışmalı maddesinde 32 karşı oya karşı 1200’ün üzerinde oyla ve maddelerinin çoğunu oy birliğiyle onaylamış ve yürürlüğe koymuştuk. O tüzüğümüzde artık Cumhuriyet Halk Partisi’nin bundan sonra her yıl 4-9 Eylül arasındaki haftayı kuruluş haftası olarak kutlaması da resmiyet kazanmıştı. 4-9 Eylül haftasında bu yıl için hedefimiz program çalışmamızdı.

Tabii ki program çalışması ne bir güne, ne bir haftaya sıkıştırılabilecek ya da partide birkaç kişinin oturup kaleme aldığı ve ardından oya sunduğu bir metin olamazdı. Elbette pek çok siyasi partide bunun şekil şartı tamamlamak için yürütülen bir süreç olduğunu biliyoruz ama bizde öyle olamazdı. Biz söz verdiğimiz gibi önce 81 ilde ilk il danışma kurullarını yapıp bu çalışmaları il bazına taşıyarak, tanıtarak tartışmaya başladık. Ardından 923 ilçemizde ilçe danışma kurulları yapıldı. İlçe bazında partimize geçmişte emek verenler, katılım sağlamak isteyen tüm üyelerimiz, o ilçelerin meslek örgütleri, sivil toplum örgütleri varsa sendikal örgütlenmelerinin davet edildiği, şehrin kanaat önderlerinin ziyaret edilerek fikirlerinin alındığı, ilçe danışma kurullarında tartışıldığı, raporlaştırıldığı bir süreci hep birlikte siz yaşadınız ve partimizin programını ilçe bazında tartışarak olgunlaştırdınız programımızdan beklentileri.

Ardından ikinci il danışma kurulu toplantılarımız yapıldı. İlçelerden gelen öneriler İl Danışma Kurulu toplantılarında tartışıldı. Üzerinde mutabakata varılan maddeler olgunlaştırıldı, raporlar haline getirildi ve Genel Merkezimize yollandı. Bu çalışmalarla eş zamanlı olarak Sayın Genel Sekreterimizin, yardımcılarının ve görev dağılımı gereği Gölge Bakanlarımızın kendi alanlarında ve tüm parti meclis üyelerimizin, milletvekili grubumuzdan konuya katkı koymak isteyen çok sayıda arkadaşımızın emekleriyle hem bu raporlar çalışıldı.

Hem dünyadaki örneklere bakan komisyonlarımız çalışmalarına devam ettiler. Bir yandan da bu kez genel merkezler düzeyinde meslek örgütleri, sivil toplum örgütleri, sendikalarla gerekli temaslar kurularak olgunlaşmakta olan metin anlatıldı, öneriler, eleştiriler, görüşler alındı. Bu süreci Mart, Nisan, Mayıs aylarında olgunlaştırmayı düşünüyorduk. Malum 19 Mart Sivil darbesi hatta 19 Mart Yargı Darbesi ile birlikte bambaşka bir sürece girdik.

Ve 10 ay öncesindeki kurultayımızda söz verdiğimiz gibi ortak akılla çalışıp bir mutabakatla sonlandırmak istediğimiz tüzüğümüzü bu salonda toplanan delegelerimizin neredeyse oy birliğiyle en tartışmalı maddesinde 32 karşı oya karşı 1200’ün üzerinde oyla ve maddelerinin çoğunu oy birliğiyle onaylamış ve yürürlüğe koymuştuk. O tüzüğümüzde artık Cumhuriyet Halk Partisi’nin bundan sonra her yıl 4-9 Eylül arasındaki haftayı kuruluş haftası olarak kutlaması da resmiyet kazanmıştı.

4-9 Eylül haftasında bu yıl için hedefimiz program çalışmamızdı. Tabii ki program çalışması ne bir güne, ne bir haftaya sıkıştırılabilecek ya da partide birkaç kişinin oturup kaleme aldığı ve ardından oya sunduğu bir metin olamazdı. Elbette pek çok siyasi partide bunun şekil şartı tamamlamak için yürütülen bir süreç olduğunu biliyoruz ama bizde öyle olamazdı. Biz söz verdiğimiz gibi önce 81 ilde ilk il danışma kurullarını yapıp bu çalışmaları il bazına taşıyarak, tanıtarak tartışmaya başladık. Ardından 923 ilçemizde ilçe danışma kurulları yapıldı. İlçe bazında partimize geçmişte emek verenler, katılım sağlamak isteyen tüm üyelerimiz, o ilçelerin meslek örgütleri, sivil toplum örgütleri varsa sendikal örgütlenmelerinin davet edildiği, şehrin kanaat önderlerinin ziyaret edilerek fikirlerinin alındığı, ilçe danışma kurullarında tartışıldığı, raporlaştırıldığı bir süreci hep birlikte siz yaşadınız ve partimizin programını ilçe bazında tartışarak olgunlaştırdınız.

Programımızdan beklentileri. Ardından ikinci il danışma kurulu toplantılarımız yapıldı. İlçelerden gelen öneriler İl Danışma Kurulu toplantılarında tartışıldı. Üzerinde mutabakata varılan maddeler olgunlaştırıldı, raporlar haline getirildi ve Genel Merkezimize yollandı. Bu çalışmalarla eş zamanlı olarak Sayın Genel Sekreterimizin, yardımcılarının ve görev dağılımı gereği Gölge Bakanlarımızın kendi alanlarında ve tüm parti meclis üyelerimizin, milletvekili grubumuzdan konuya katkı koymak isteyen çok sayıda arkadaşımızın emekleriyle hem bu raporlar çalışıldı.

Hem dünyadaki örneklere bakan komisyonlarımız çalışmalarına devam ettiler. Bir yandan da bu kez genel merkezler düzeyinde meslek örgütleri, sivil toplum örgütleri, sendikalarla gerekli temaslar kurularak olgunlaşmakta olan metin anlatıldı, öneriler, eleştiriler, görüşler alındı. Bu süreci Mart, Nisan, Mayıs aylarında olgunlaştırmayı düşünüyorduk. Malum 19 Mart Sivil darbesi hatta 19 Mart Yargı Darbesi ile birlikte bambaşka bir sürece girdik…

O günden bugüne neler yaşadık, neler oluyor? Bunların hepsini yarınki konuşmam sırasında değerlendireceğim. Ama bugünü programla ilgili detayların, programla ilgili Cumhuriyet Halk Partisi’nin ortaya koyduğu perspektifin Türkiye’nin önüne koyacağı yol haritasının öne geçmemesi açısından konuşmamı bugün sadece programla ilgili kısımlarıyla tutacağım. Siyasi polemiklere, siyasi değerlendirmelere ya da önümüzdeki süreçle ilgili hep birlikte kararlılığımızı ifade edeceğimiz söylemlerin tamamını yarına bırakıyorum.

‘ESAS MESELE HER ŞEYDEN KURTULMAK İÇİN İKTİDAR OLMAK’

Ve o zorlu süreçte 19 Mart’tan beri gelen zorlu süreçte Türkiye’de hem siyaseti paralize etmek, felç etmek, Cumhuriyet Halk Partisi’ni felç etmek ve bunların tamamen Cumhuriyet Halk Partisi’nin pozitif gündemini terk etmesini sağlamak.

Türkiye’nin sorunlarını bildiğini ama nasıl çözeceğine yönelik sözlerinin duyulmasına engel olmak maksatlı o kötü girişim bir yandan arkadaşlarımızı özgürlüklerinden mahrum bırakırken eşlerinden, çocuklarından, ailelerinden ayırırken onlara çok ağır, çok haksız bedeller ödetirken bir yandan da Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidara hazırlanmasının, iktidar yürüyüşünün ve bunun toplum tarafından kıymetlendirilmesinin önüne geçmeye çalıştığı da çok açıktı. Her şeye rağmen bir yandan direndik ama bir yandan büyük bir emekle, büyük bir gayretle çalışmaya devam ettik.

Cumhuriyet Halk Partisi karşı kafede kayyum kapıda beklerken içeride program çalışmalarını yapabilen, zaman zaman görev yapan genel başkan yardımcılarımızın, parti meclis üyelerimizin partiye bir müdahale var mı diye perdeyi aralayıp dönüp oturup dünyadaki sosyal demokrat programları Türkiye’ye en olumlu yönleriyle nasıl taşırız çalışmasını birlikte yapabildikleri bir süreçti.

Otobüsün üzerindeki konuşmanın öncesinde bir yandan ne konuşacağımızı not alırken bir yandan programla ilgili verilmesi gereken bir iki kritik kararı genel sekreterimizin telefonu ucunda yanıtladığım süreçleri dün gibi hatırlıyorum.

O yüzden esas meselenin her şeyden kurtulmak için iktidar olmak. İktidar olmak için Türkiye’nin önüne, Türkiye’nin sorunlarını çözecek hem kadroları hem programı çıkarmak. Bu programdan bir hükümet programı çıkarmak. O hükümet programının somut vaatlere evrilmesinin ve kamuoyunda evet bizi bu program kurtarır. Bu parti kurtarır. Bu kadro kurtarır. 100 yıl sonra Cumhuriyet Halk Partisi bu ülkeyi bir kez daha kurtarır dedirtebilmenin esas yolunun bu çalışmalardan geçtiğini biliyorduk. O kararlılıkla da bugün buradayız, sizlerle birlikteyiz.”

YORUMLAR

  • 0 Yorum